Radyo İzmir
Röportajlar

Doğukan Manço ile röportaj!

BABAMDAN CESARET ALIYORUM

Türkiye’nin sevilen Müzisyenlerinden Doğukan Manço, arkadaşımız Volkan Çelik’e içini döktü. Müzik hayatında babası Barış Manço’dan cesaret aldığını ifade eden Doğukan Manço, “Babam hayattayken piyano ve gitar derslerine başlamıştım. 16-17 yaşımdaydım. Ne zaman babamı kaybettim, o zaman müziğe küstüm. Ağır bir bunalım geçirdim. Bu da 6-7 sene sürdü. Bir yerden sonra kan çekiyor. Bu küskünlüğüm bitti. Bu işe gönül verdiğim için, devamını getirmek istedim. Ve getiriyorum, kendi kendimi yetiştirmeye çalışıyorum” dedi.

Müzisyen Doğukan Manço’yu senden dinleyebilir miyiz?

Ben müziğin içerisine doğmuş bir adamım. Böyle bir avantajım var benim. Ama yine de kendime bir müzisyen kimliği oturtamadım. Çünkü kendimi bir müzk adamı olarak görüyorum. Müzikle yakından ilgilenen birisi olarak görüyorum. Geçmişe baktığım zaman, babamla birlikte bütün müzik stüdyolarını gezmiş, bütün müzik aletlerine dokunmuş, onlarla büyümüş bir çocuğum. Analogdan dijitale geçişi takip etmiş birisiyim. Yıllarca radyoculuk yaptım. Daha sonra radyoculuğu sahne önüne taşıyarak, daha interaktif bir yapıya büründüm. DJ’liğim oradan geliyor. Bu süreç zarfında bilgisayar programlarını kurcalayıp, kendimi geliştirdim. ‘Binlik Demlik’ adında, babamın parçalarından bir çalışma yaptım. Hoşuma gitti. Çok fazla tepki almadı. Survivor yarışmasının ardından ‘Sakin Ol’ çalışmasını yaptım. O da beklentimin çok üstünde tuttu. Bugünlerde 120 milyon tık izlenmeye ulaştı. Dolayısıyla ben üzerimde bir beklenti oluştu. Şu anda yeni çalışmalar yapıyorum.

Babam hayattayken piyano ve gitar derslerine başlamıştım. 16-17 yaşımdaydım. Ne zaman babamı kaybettim, o zaman müziğe küstüm. Ağır bir bunalım geçirdim. Bu da 6-7 sene sürdü. Bir yerden sonra kan çekiyor. Bu küskünlüğüm bitti. Bu işe gönül verdiğim için, devamını getirmek istedim. Ve getiriyorum, kendi kendimi yetiştirmeye çalışıyorum.

Kendini nasıl bir noktada görüyorsun?

Survivor yarışması, hayatımda dönüm noktası oldu. Bizler şanslı çocuklardık, çünkü çok güzel bir babanın evlatlarıyız. Babadan bize yansıyan bir sevgi var. Yarışmaya katılmam, biraz da stratejik bir karardı benim için. Kendi özelliklerimi göstermek istedim. Babamın oğlu olmam dışında, bir birey olarak kendi kişiliğimle sevilmek istiyorum. Dolayısıyla hayatımın büyük bir kısmı bunu kazanmak için geçiyor. Yarışma, bunun için biçilmiş kaftandı. Orada ben bir birey olduğumu, bir birey olarak babasına yakışmaya çalışan bir evlat olduğumu göstermeye çalıştım. Ve bunu galiba başardım. Döndüğüm zaman şunu gördüm; insanlar beni samimi buldular, benim özelliklerimi fark ettiler. Açıkçası bu da beni gururlandırıyor. Attığım adımları her zaman uzun vadeli düşündüm. Çünkü benim hedefim farklıydı. Zorluğa direndiğin zaman, acıya direndikçe büyüyorsun.

Babanın yaptığı müzik ile senin yaptığın müzik birbirinden çok farklı. Neler söylemek istersin?

Bu noktada babam ile kıyaslanmam mümkün değil. Yani Barış Manço – Doğukan Manço kıyasından bahsetmiyorum. Bizim yaptığımız müzikler çok farklı. Ben sadece müziğe altyapı yapıyorum, bir de remix yapıyorum. Babam başlı başına şarkıyı yazıyor, besteliyor. Onunki bambaşka, sıra dışı. Ben, babamın seçilmiş bir insan olduğuna inanıyorum. Biz de onu takip eden, örnek alan insanlarız. Babamın yaptığı çalışmalara bakıp cesaret alıyorum. Babam da çok cesurdu. Ben de oradan güç almaya çalışıyorum. Evet, elektronik müzik yapıyorum. Eski parçaların, yeni versiyonlarını yapmayı seviyorum. Babamın da müziklerini yapacağım, ama onun daha vakti var. kendimi o kadar güzel müziklere dokunacak kadar profesyonel görmüyorum. Kısacası hazıra konmak istemedim. Zamanını bekliyorum. Çalışmalarımda single single ilerliyorum. Kendi projelerimi yapmayı seviyorum.

İzmir’e ne sıklıkla geliyorsun? İzmir’i seviyor musun?

Türkiye içinde İzmir’i ikinci memleketim olarak benimsiyorum. Çok seviyorum İzmir’i. Yılda en az 10 kez geliyorum. İstanbul’dan bir ara taşınmaya niyetlenmiştim. Öyle bir şey olsaydı, İzmir olurdu benim için. İzmir’in insanlarını da çok seviyorum. Kendimi buraya ait hissediyorum diyebilirim. Burada insanlar daha rahat, daha tembel, ancak daha barış içindeler. Trafik deseniz daha az var. Bunu değerlerini muhafaza etme anlamında söylüyorum; İzmir muhafazakar bir şehir. Gelişim adına ilerlerken, özünden ödün vermiyor. O yüzden İzmir’e ayrı bir sempatim var.

Bunlara da Göz Atabilirsiniz

Aydın Kurtoğlu ile röportaj!

Radyoizmir

YAŞAR KURT ile unutulmaz bir röportaj yaptık!

Radyoizmir

Demir Demirkan ile röportaj yaptık!

Radyoizmir

Yorum bırak