Radyo İzmir
Röportajlar

Demir Demirkan ile röportaj yaptık!

Demir Demirkan “DİNLEYİCİ KİTLEM ÇOK ÖZEL”
Spot: Rock müziğinin başarılı ismi Demir Demirkan, arkadaşımız Volkan Çelik’e İzmir’de içini döktü. Dinleyici kitlesinin çok özel olduğunu söyleyen Demir Demirkan, “Müziğim ciddi anlamda performansa dayalı, bir şey demeye çalışan, yazılmış, içerikli ve derin bir müzik. Bu tür müziği dinleyen ve o samimiyeti arayan insanlar var. Samimiyeti korumaya özen gösteriyorum açıkçası” dedi.

Özel bir dinleyici kitlen var. Yaptığın müziği nasıl adlandırıyorsun?

Her müziğin farklı ortamlarda farklı işlevleri var. Benim yaptığım müzik, dans ettirecek müzik değil, ya da fondan gelsin, arkada çalsın tarzında da bir müzik değil. Müziğim ciddi anlamda performansa dayalı, bir şey demeye çalışan, yazılmış, içerikli ve derin bir müzik. Bu tür müziği dinleyen ve o samimiyeti arayan insanlar var. Samimiyeti korumaya özen gösteriyorum açıkçası. Dinleyicilerimle bire bir iletişim kurmayı tercih ediyorum. Parçalarımın ve dinleyicilerimin çok özel olduğunu düşünüyorum. Müziği sadece eğlenmek için dinlemiyoruz ki. Ruhumuzun müziğe ihtiyacı var. Onun için şu anda single çalışmalarını tercih ediyorum. Şarkılarımı onlara kendi elimle ulaştırmayı istiyorum.

Ve müzisyenlerin artık şöyle bir lüksü var. Seyircini seçebiliyorsun. Ben aslında geçtiğimiz dönemde yaşadığım olayda bir seçim yaptım ve seyircimi seçtim. Çok mutluyum şu an. Çünkü aklı başında, okuduğunu anlayan bir seyircim var. Üreten bir adamım ve içeriğe çok önem veriyorum. Yazdığım ve yaptığım şeyler, çaldığım gitar, müzik ve diğerlerini pat diye bulmadım. Bunlar kolay şeyler değil. Dolayısıyla bunlara değer veren insanların, aynı zamanda bunları anlayan insanlar olması gerekiyor. Ben bu seçimi yaptım ve gayet de mutluyum şu an. Bir yönlendirmeye ihtiyacım kalmadı, gayet de biz bize takılıyoruz şimdi.

Demir Demirkan, çok yönlü bir adam. Çok yönlülük bir imkan mıdır, yoksa bir ihtiyaç mı?
Ya da dezavantaj mıdır? Ben bunu birçok kez dezavantaj olarak hissettim. Tek bir şey yapıyor olsaydım, orada yürürdüm ve kafam da rahat olurdu. Ama yıllarca prodüktörlük mü, gitaristlik mi, şarkıcılık mı, film müziği besteciliği mi yoksa iş adamlığı mı derken milyon tane şey var. Hepsini severek deniyordum, ama yaptığımda da sıkılıyordum. En az sıkıldığım şey, şu an yaptığım şey ve o yüzden onun doğru şey olduğunu düşünüyorum. Prodüktör olarak yine ara sıra bir şeyler yapılabilir belki, ama zamanında çok yaptım. İnternet siteme de girerek göz atabilirsiniz. Artık derdim o değil. Tabii keyif alıyordum yaparken, ama gitar çalmak ve söylemek daha güzel.

Günahı Boynuma adlı single çalışmandan bahseder misin biraz?

Günahı Boynuma adlı parçam, etrafımdakilere dürüst olmamla ilgili bir parça. Yaptığın ve söylediğin her şeyin sorumluluğunu almak, dürüsteçe yaşamanın en önemli şartı. Ben böyle yaşamaya çalışıyorum. İçim dışım bir. Bu şekilde ilerlerken bazı haksızlıklara maruz kalabiliyorsun. Yapmadığın söylemediğin şeyler, sanki sen yapmışsın gibi karşına çıkıyor. Senin olmadığın yerlerde arkandan konuşuluyor. Senin gerçeğin varken, bir yerlerde gerçek olmayan bir Demir üretiliyor. İnsanlar seni gördüğü zaman ‘o adam’ sanıyorlar. Bir insana bunun kadar yapılabilecek bir haksızlık yoktur. Bunun karşısında da yapabilecek hiçbir şeyim yok. Son dönemlerde bu tarz şeyler yaşadığım için, içimden bu şarkıyı yazmak geldi. Hata yaparsın, düşersin kalkarsın, silkelenip yoluna devam edersin, ama dürüstsündür. Bunun dışında yapmadığın bir şey üzerine atılıyorsa bunu ancak yüreğinde eritebilirsin. Günahı Boynuma bunun şarkısı.

Eurovision hakkında ne düşünüyorsun? Bir birinciliğimiz olmuştu, ama artık ülkemizde eskisi kadar takip edilmiyor. Sence bu yarışmanın hala getirileri var mı katılanlara?
Avrupa’da işe yarıyor aslında. Eğer ilk 3 arasında yer alırsan, orada bir kariyer başlıyor. Televizyonlardaki jürili müzik yarışmaları gibi. Birinci olana bir kariyer imkanı doğabiliyor. Eurovision’ın da böyle bir fonksiyonu var. Diyelim ki Norveç’ten katıldın ve birinci oldun. Ondan sonra Avrupa’da bir konser dizisi başlatabiliyorsun ve düzgün şeyler üretebilirsen de devamı geliyor. Türkiye’ye baktığımızda ise, eskiden sabahlara kadar beklediğimiz, oylamaları seyrettiğimiz halinden çok uzakta.
Şu anda büyük kitleleri ekran başına kitleyebilecek kadar büyük bir organizasyon olduğunu düşünmüyorum. Katılan kişiyle de alakalı tabii bu, sponsorluk anlaşmaları falan olabiliyor, ama yarışmanın değeri o kadar da fazla değil ülkemizde. Rock müzisyenleriyle kıyaslarsak daha çok popçulara yarayan bir şey. Ama mesela Manga ve Mor ve Ötesi de bu yarışmada güzel dereceler elde etti, kolay bir şey değil bu.
Korkuların var mı? Mesela doğayı seviyorsun. Ondan kopma ihtimali seni korkutur herhalde?
Doğayı çok seviyorum, ama şehirde yaşamayı da seviyorum. Dengede tutmak gerekiyor. Çok fazla doğada kalınca da iyi olmuyor. Fobi olarak düşündüğümde, eskiden ben de loş yerde uyurdum mesela. Karanlıkla aram iyi değildi, ama şimdi öyle bir şey kalmadı. Kesin korktuğum bir şeyler vardır, ama aklıma bir şey gelmiyor şu an.

Son olarak İzmirliere neler söylemek istersin?

Yeniden geleceğim. İzmir’i ve İzmirlileri çok seviyorum. Onlarla aramda bir samimiyet olduğunu düşünüyorum. Onun için her fırsatta İzmir’e geleceğim. İzmir benim için çok özel.

Bunlara da Göz Atabilirsiniz

YAŞAR KURT ile unutulmaz bir röportaj yaptık!

Radyoizmir

Koray Avcı ile uzun uzun konuştuk!

Radyoizmir

Doğukan Manço ile röportaj!

Radyoizmir

Yorum bırak